Turizm


DİCLE'NİN SULADIĞI TOPRAKLARDA, KÜLTÜRLERİN BULUŞTUĞU KENT

Batman ilinin yer aldığı Mezopotamya bölgesi pek çok kültürün varlığına tanık etmiş, İpek yolu üzerindeki konumuyla tarihin her safhasında ticari önemini korumuş, medeniyetlerin gelişip yayılmasında bir köprü görevini görmüştür. 4.000’i aşkın mağaranın bulunduğu bu bölge dünyada benzeri az bulunan bir doğa harikasıdır. Dicle’nin aktığı topraklarda zengin tarihi geçmişini koruyan Batman, antik kent Hasankeyf ve tarihsel anıtlarıyla turizm açısından oldukça çekici bir bölgemizdir.

TARİHİ YAPILAR

Türk-İslam tarihi ve medeniyet açısından önemli bir yere sahip olan bu yörede, Bizans dönemine tarihlenen ve oldukça sarp tepelerde yer alan birçok kale kalıntısı bulunmaktadır. Bunlar Kozluk İlçe’sinde Hazo kalesi; Kozluk’un Bölük Konak Köyü'nde Kandil Kalesi; Bekirhan’ın Yanık Kaya Köyü’nde Rabat Kalesi; Sason’un Tekevler Köyü doğrultusunda Pertükan Kalesi; Kale Yolu Köyü’nde Bozu Kan Kalesi; Sason’un kuzeybatısında Meydanok Dağı üzerindeki Beksi Kalesidir.

KALELER

Pertükan Kalesi

Kale, Sason’un 4 km güneybatısında bulunan Tekevler (Gündenu) köyünün doğusunda yer almaktadır. Ulaşımı kolay olduğu için tarihteki çatışmalarda birçok kez el değiştirdiği anlaşılmaktadır. Kale duvarlarındaki yer yer çökme ve açılan büyük gedikler, kalenin savaşlarda odak noktası olduğunu göstermektedir.

Beksi Kalesi

Sason ilçesinin 7 km kuzeybatısında bulunan Meydanok dağının güney yamacında bulunmaktadır. Bekiş Köyü yakınında olan bu kalenin, vadiye hâkim bir dağın yamacında, kuvvetli bir savunma taktiği ön planda tutularak Bizanslılar tarafından inşa edildiği bilinmektedir.

Kandil Kalesi

Kozluk ilçesinin 6 km kuzeybatısında, Sason’a giden eski yol üzerindeki Bölük konak (Hergemo) köyünün güneyinde bulunan bir tepe üzerinde inşa edilmiş olan bu kale, doğudaki kalelerin tahkimi amacıyla ve dış güçlerin Erzen bölgesine girişini önlemek üzere 4. yüzyılın ilk çeyreğinde Bizanslılar tarafından inşa edilmiştir.

Rabat Kalesi

4. yüzyılın başından itibaren Erzen bölgesinin paylaşımı konusunda Perslerle Bizanslılar arasında başlayan savaşlar, yüzyılın sonuna kadar devam etmiştir. İşte bu dönemde savunma amaçlı olarak karşı taarruzların bertaraf edilmesi için Bizanslılar tarafından Sason, Kozluk ve Bitlis üçgeninde çok sayıda savunma amaçlı kaleler kurmuşlardır. Kozluk ilçesinin 18 km kuzeyinde bulunan Yanık kaya (Rabat) köyündeki Rabat Kalesi de bunlardan bir tanesidir.

Bozikan Kalesi

Sason ilçesinin 25 km kuzeyinde bulunan Kale Yolu (Bozikân) Köyü'nde bulunmaktadır. Bizans dönemine ait olan bu kale de diğer kaleler gibi 4'üncü yüzyıl yapılarından olup, doğudan batıya ulaşımı sağlayan İpek Yolunun bu bölgesindeki kontrolünü sağlayan bir görev üstlendiği söylenmektedir.

Kozluk (Hezo) Kalesi

Hasankeyf, Siirt ve Maiferkeyn (Silvan) arasındaki üçgende yer alan Erzen bölgesinin önemli kalelerinden biri olan bu kale, M.S. 416 yılında Pers Hanedanı için dini bir merkez olarak kayalık bir tepe üzerine inşa edilmiştir. Ancak zamanla ortaçağın bu bölgesinden geçen İpek Yolunun önemli bir üssü olarak bütün ulaşımı kontrol eder bir konuma gelmiştir. Uzun yıllar İran İmparatorluğuna bağlı kalan Kozluk Kalesi, 5. yüzyılda bir Nasturi piskoposluğunun merkezi durumunda iken, M.S. 639 yılında İyaz Bin Ganem komutasındaki Müslüman orduları tarafından ele geçirilmiştir.

HASANKEYF


Dicle’nin kıyısında, kayalara ve derin vadilere sığınmış, yüzyıllar boyu doğası, tarihi ve kültürleriyle bir bütün olmuş, Batı’nın Doğu ile karşılaştığı ilk kavşak Hasankeyf...

Bereket kaynağı Dicle Nehri’nin doğu kıyısında bulunan Hasankeyf, Mezopotamya bölgesine hakim olan kavimlerin en gözde yerlerinden biri idi. Binlerce yıl akışını sürdüren Dicle Nehri, derin ve dar vadiler oluşturmuş ve yöreye bu enteresan görüntüsünü vermiştir.

Kayalık tepelerde ve derin kanyonlarda, kalkerli yapısı nedeniyle doğanın ve insanların oluşturduğu binlerce mağara, bölgenin ilk insanlar tarafından önemli bir barınma merkezi olarak kullanıldığını göstermektedir. Öyle ki Sümerler, Asurlar ve Babillerin mağara devri kültürlerinde Hasankeyf oldukça önemli olmuştur. Biçimlerinden hiçbir şey kaybetmeden, günümüze kadar gelen bu mağaralar az rastlanan doğal dokusu ile görenleri hayrete düşürecek gizemli yapılardır. Asur dilindeki adıyla Cefa, Kofa ve Kayfa olarak tanımlanan Hasankeyf, Süryani Piskoposluğu için önemli bir dini merkez olmuştur. Miladi ilk asırlarda Hasankeyf, Pers, Roma ve Bizans’ın uzun süren egemenlik savaşlarına tanıklık etmiş, Bizans hakimiyeti Hz. Ömer’in 7'inci asrın başlarında (M.S. 638) bölgeyi fethine kadar sürmüştür. Halifeler döneminin ardından sırası ile Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Eyyubiler, Akkoyunlular ve Osmanlılar buraya hakim olmuşlardır.

Hasankeyf Dicle Nehri üzerinde yer alması ve o günlerde ticaretin önemli bir kısmının nehir yoluyla yapılması nedeniyle ticari ve ekonomik olarak da gelişti. Artuklular’ın M.S. 1101 yılında bölgeye hakim olmasıyla Hasankeyf en parlak dönemini yaşamış ve İpek Yolunun önemli geçiş merkezlerinde biri haline gelmiştir. 12'inci yüzyılda Artukoğulları’nın başkenti olan, o günkü ismi ile Hısn Keyfa (Kaya Kale), Moğol istilası ile oldukça harap oldu. Artuklular’dan günümüze gelebilen eserler arasında; eski köprü, büyük ve küçük saray, kale kapıları yer alır. Ticari ve stratejik konumundan dolayı antik kent Hasankeyf Ortaçağ boyunca Mezopotamya’da hüküm süren ulusların savaş arenasına dönüşmüş, istilalara maruz kalmış ve her şeye rağmen varlığını günümüze kadar sürdürmüştür.

 

Hasankeyf Havadan Çekim Videosu için tıklayınız...

 

Hasankeyf Kalesi

Hasankeyf Kalesi’nin kurulması, M.S 4’üncü yüzyıla rastlamaktadır. Bu yüzyıl ortalarında, Diyarbakır çevresini ele geçiren Bizans imparatoru Konstantinos, bölgeyi korumak amacıyla iki sınır kalesi inşa ettirmiştir. Bu iki kaleden birisi Hasankeyf Kalesidir.

Yekpare taştan yapılmış olan Hasankeyf kalesi, Dicle Nehri kıyısında ve nehirden 200 m yüksektedir. M.S. 363 yılında Süryani Psikoposluğu’nun merkezi olmuştur. Ele geçirilmesi zor olan bu kale, Bizanslıların doğuda yaptıkları en korunaklı kalesidir. Hasankeyf Kale’sinin asıl adı (Hısnı Keyfa)  yani Kaya kalesidir. Kale’nin iki kapısı vardır, duvarlarında birçok kitabe yer almaktadır.

Hasankeyf Köprüsü

Hasankeyf Köprüsü Ortaçağ’ın en büyük taş köprüsüdür. Kesin olmamakla beraber Artuklular tarafından 12'inci yüzyılda yapıldığı söylenmektedir. Artuklular eseri Malabadi Köprüsü ile benzerliği bu ihtimali güçlendirmektedir. Köprünün güney ayağında burçları simgeleyen 12 büyük kabartma, diğer büyük ayakta ise insan başı kabartmalar yer almaktadır.

Hasankeyf Kalesindeki Zilu Cami

Eyyubiler’in Hasankeyf’teki ilk eseridir. 14'üncü yüzyılın ilk yarısında bir kilise kalıntısı üzerinde yapılmıştır. Ancak sonraki dönemlerde de tamir gördüğü değişikliklere uğradığı üzerindeki kitabeden anlaşılmaktadır.

Sultan Süleyman Camisi

Cami Hasankeyf’te bulunmaktadır. Avlusunda mevcut olan bir türbeye zamanla eklemeler yapılarak çeşitli işlevlerde hizmet veren bir yapılar topluluğu oluşturulmuştur. Bu gün yapının en etkileyici bölümleri minaresi, taç kapısı ve çeşmesidir. Yapının doğusunda yer alan minare Artuklu ve Eyyubi döneminde gelişen mimari tarzın en güzel örneklerinden biridir.

Er-Rızk Camisi

Bir zamanlar Hasankeyf’teki en aziz bina olan bu anıt, Eyyubi Sultanı Süleyman tarafından 1409 yılında yaptırılmıştır. Ancak günümüze sadece minaresi ve kapının yer aldığı kuzey cephesi kısmen ulaşabilmiştir. Minarenin üzerindeki yazılar, bitki süslemeleri,minarenin iki yollu olması ve kapıdaki yazılar hayranlık verecek derecede güzeldir. Kısmen yıkılmış olan giriş kapısında yer alan kitabenin altında Allah’ın doksan dokuz ismi yazılıdır.

Koç Camisi

Hasankeyf’te Sultan Süleyman Camisi’nin güneyindedir. Eyyubiler’e ait olduğu tahmin edilmektedir. Etrafındaki yapı kalıntılarından bir külliyenin içinde yer aldığı anlaşılmaktadır.

Kızlar Camisi

Hasankeyf’te bulunan caminin, dört köşesinde birer mezar olduğundan yapının bir anıt mezar olduğu bilinmektedir. Sadece kuzeydoğu köşesindeki mezar günümüze ulaşmıştır. Kuzeydeki giriş ve pencerelerde yer alan bezemeler oldukça dikkat çekicidir

Zeynel Bey Kümbeti

Hasankeyf‘te bulunan Zeynel Bey Türbesi Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu Zeynel Bey için yapılmış bir anıt mezardır. Anadolu’daki anıt mezar geleneğinin ilk örneğidir. Gövde kısmını dıştan çevreleyen çinilerde Allah-Muhammed-Ahmet Ali yazıları bulunmaktadır. Kendi türünün Anadolu’daki son örneği olan bu estetik silindirik yapı, üzerindeki çini süsleme yazılar ve kitabesi ile dikkat çekmektedir.

Hasakeyf Zeynel Bey Kümbeti Kuşbakışı Görünüm

Büyük Saray

Hasankeyf Kalesi’nin kuzeyinde yer alan ve bazı bölümleri göçükler altında kalan sarayın kitabesi olmadığından kesin olarak ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Ancak yapının özelliklerinden dolayı Artuklu eseri olduğu düşünülmektedir. Sarayın önündeki taş kulenin gözetleme kulesi veya yıldırımlık olarak kullanıldığı tahmin ediliyor.

Küçük Saray

Kalenin kuzeydoğu ucunda dev bir kule gibi yükselen Küçük Saray, Eyyubiler tarafından yapılmıştır. Kuzeye bakan pencerenin üzerinde yer alan iki aslan figürü,tavanda kullanılan pişmiş topraktan silindirik küpçüklerle oluşturulmuş petek gibi bir izolasyon tabakası yapının dikkat çekici özelliklerindendir.

Yolgeçen Hanı

Burası Yol Geçen Hanı mı? deyiminin aslını teşkil eden mağara Hasankeyf ilçesinde bulunmaktadır. Her devirde han olarak bilinen ve insanların dinlenmesi için kullanılan bu doğal mağara, yekpare taştan yapılmış Hasankeyf Kalesi’nin altında bulunmakta olup, ağzı Dicle Nehrine doğru açılmaktadır. Yazın serin, kışın ılık olan mağaranın içindeki bu atmosfer, bugün de aynı özelliğini korumakta ve dinlenmek için insanları kendine çekmektedir.

Hasankeyf Kuşbakışı Görünüm

DİĞER TARİHİ YAPILAR

Hızır Bey ve İbrahim Bey Camileri

Kozluk İlçesi’nde yer alan Hızır Bey ve İbrahim Bey Camileri tarihsel önem taşımaktadır. İlçenin en büyük camisi olan Hızır Bey Camisi’ni, 1512’de Sason ve Kozluk Beyi Ebubekir Roski’nin oğlu Hızır Bey yaptırmıştır. İbrahim Bey Camisi'nin yapım tarihi ve kimler tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Garzan aşiretlerinden İbrahim Bey döneminde tamir gören cami, geometrik motifler ve yazılarla bezenmiştir.

Kozluk Kalesi ve İbrahim Bey Cami Kuşbakışı Görünümü

Markiryakos Manastırı

Beşiri İlçesi, Ayrancı Köyü’nde bulunan manastır, ilk çağ Süryanilerinin önemli dini merkezlerinden birisidir. Markiryakos Manastırı bölgenin ilk manastırlarından biri olması ve inşasından sonra yeni manastırların açılmasına ön ayak olması açısından çok önemlidir. Manastırın 4'üncü yüzyılda (M.S. 457) yapılmış olduğu tahmin ediliyor. Dehlizlerle yer altına uzanan bir yeraltı katıyla birlikte 3 katlı bir yapıdır. Dıştan dikdörtgen planlı, içten de geniş iki kare planlı kapalı bir avlu ve bu avlunun etrafında kemerli payandaların gerisinde odalar yer almaktadır. Manastıra girişteki ana kapı üzerinde ve iç avluyu iki bölüme ayıran kemerli kapının üzerinde olmak üzere Süryanice yazılmış iki taş kitabe mevcuttur. Her iki kitabe de birer ilahi metindir. Bu manastır aynı zamanda Mardin’deki Deyr-ul Zafaran Manastırı ile irtibat sağlayan ve papaz yetiştirmek için eğitim veren bir külliye görevi üstlenmiş bulunuyordu. 

Markiryakos Manastırı Kuşbakışı Görünüm

Batman (Malabadi) Köprüsü

Batman Çayı üzerinde yer alan Artukoğulları Beyliği döneminin mimarlık şaheseri Malabadi Köprüsü, 1147 yılında Artuklular’dan Timurtaş tarafından yaptırılmıştır. Malabadi Köprüsü dünyada taş köprüler içerisinde kemeri en geniş olandır. Mostar Köprüsü’ nün ikizi olarak kabul edilir. İçinde insanların dinlenmesi, yatması ve dış tehlikelerden korunması için odalar yapılmıştır. Bu odalar yüksek tavanlı ve tuğla örtülüdür, pencereleri geniş ve büyüktür. Türkülere ilham veren bu köprü her biri başka uzunlukta üç bölümden meydana gelmiştir. Köprü’nün boyu 150 m, eni 7 m ve yüksekliği de su seviyesinden kilit taşına kadar 19 m'dir. Köprü renkli taşlarla inşa edilmiştir.

On Kemerli Devlet Demiryolları Köprüsü

1944 yılında inşaatı biten ve Devlet Demir Yollarını da bu tarihte Batman’a ulaştıran bu köprü, döneminin bir mimarlık harikasıdır. Batman kent merkezine 7 km mesafede Batman Çayı üzerinde yapılan ve on kemerli olan köprü, tren geçişini sağlamakla birlikte, insan ve hayvanların geçişini de sağlamaya uygun biçimde inşa edilmiştir.

Memikan Köprüsü

İnşa tarihi hakkında kesin bir bilgi olmamakla beraber, yörede bulunan Hasankeyf, Malabadi ve Cizre’deki taş köprülerle kıyaslandığı zaman, köprü inşaatında kullanılan taşçı malzemeler nedeniyle, köprünün bahsi geçen diğer köprülerle büyük bir benzerlik gösterdiği anlaşılmaktadır.

Bir zamanlar Batman’ın Beşiri ilçesine bağlı Garzan Ovasındaki yerleşim birimlerinin, özellikle Hasankeyf’le olan ticari ilişkisini sağlayan Memikan Köprüsü, bu bölgeden geçen İpek Yolunu, geçit vermeyen Garzan Çayı üzerinden karşıya bağlantısını sağlayan stratejik bir noktasında yer almaktadır. Memikan Köprüsü, işlek bir kervan yolu olan ve Garzan Çayına paralel giderek Hasankeyf üzerinden Kuzey Mezopotamya’ya ulaşımın sağlanmasında ve özellikle beylikler arası ticari ilişkilerin sağlanmasında uzun yıllar hizmet veren bu stratejik yol üzerindedir.

TÜRBELER

Seyyid Bilal Türbesi

İlimiz Gercüş ilçesine bağlı Vergili (Becirman) köyünde bulanan Seyyid Bilal Türbesi, inanç turizmi açısından Güneydoğu Anadolu Bölgesinin en hareketli merkezidir. Türkiye genelinde özellikle seyyidler köyü olarak bilinen Vergili (Becirman) köyünün Seyyid Bilal ismiyle ünlenmesinin haklı bir gerekçesi vardır. Çünkü Hz. Muhammed’in torunu ve Hz. Hüseyin’in soyundan geldiği bilinen Seyyid Bilal gibi ehl-i beyt silsilesine mensup müstesna bir şahsiyete ev sahipliği yapmaktadır.

Türbesindeki kitabede, 1132-1212 yılları arasında yaşadığı belirtilen Seyyid Bilal, ömrünün bir kısmını Irak’ın Kerbela bölgesinde geçirmiş, 1154 yılında Bağdat’tan Hasankeyf sancağı olan Vergili (Becirman) köyüne göç ederek yaşamının geri kalan kısmını bu köyde geçirmiş ve burada vefat etmiştir.

Seyyid Bilal türbesine ev sahipliği yapması nedeniyle Bölgemizin Seyyidler köyü olarak bilinen ve kutsal kabul edilen Vergili (Becirman) köyü tarihi dokusuyla da ünlüdür. Köyün çevresinde çok sayıda mağara, tarihi hanlar ve su değirmenleri mevcuttur. Her yıl Eylül ayının ikinci haftasında bu köyde Seyyid Bilal’i anma gönleri düzenlenmektedir. Bu anma günlerinde yurdun dört bir tarafından insanlar Becirman’a akın etmektedir.

İmam Abdullah Türbesi

Hasankeyf Köprüsüne girişte soldaki tepe üzerinde bulunan İmam Abdullah Zaviyesi, Dicle Nehrine Kuzeyden bakan bir mezarlık kümesinin ortasında yer almaktadır. İmam Abdullah M.S. 638 yılında Hasankeyf Kalesini altı yüz yıllık Bizans hâkimiyetinden kurtarmak üzere düzenlenen son İslami akınlarda, Halid Bin Velid’in ünlü komutanı İyaz Bin Ganem’in sağ kolu olarak görev yapmış ve bu tarihteki Hasankeyf kuşatması sırasında şehit düşmüştür.

Dikdörtgen bir avlunun içinde, kare planlı olarak inşa edilmiş olan İmam Abdullah türbesinin sağ köşesinde yine kare planlı olarak inşa edilmiş bir kule ve türbenin güneyinde uzun dikdörtgen şeklinde yapılmış bir mescit vardır. Türbe ile kule arasındaki beşik tonozlu girişin kapı kanatlarının ahşap oymacılığında ve türbenin kubbesinde bulunan alemdeki incelik, 14.yüzyıl sanat zevkinin özelliklerini taşımaktadır. Sanat değeri yüksek olan bu kapı, Diyarbakır Müzesinde koruma altındadır. Kültür Bakanlığınca tescilli olan İmam Abdullah Zaviyesi, Hasankeyf ve yöre köylüleri tarafından her yıl Haziran ayının ilk haftasında anılmakta ve hafta boyunca türbe çevresinde adaklar adanarak dilekler dilenmektedir.

DİĞER AKTİVİTELER

Dağ ve Su Sporları

Karakaş, Raman, Aydınlık Dağları ve Garzan Vadisi dağ ve doğa yürüyüşüne elverişli alanlardır. Batman ve Garzan Çayları ile Dicle Nehri ve kolları sportif olta balıkçılığı açısından değerlendirilebilir yerlerdir. Her zaman rafting sporuna uygun bir zemin hazırlayan ve baş döndürücü bir hızla akışını sürdüren ve 30 km’lik parkura sahip Sason Çayı’nın Mart ve Nisan aylarındaki geçit vermez azgınlığı, bu sporu sevenler için uygun bir ortam yaratmaktadır.

Mağara Turizmi

İlin jeolojik yapısında, özellikle Hasankeyf yöresinde kalkerli oluşumlar yer aldığından,bu bölgede hem doğal hem de insan eliyle oyulmuş yaklaşık 4000 irili ufaklı mağara yer almaktadır. Suya karşı direnci az olan kalkerlerin erimesiyle ortaya çıkan bu doğal mağaralara genellikle vadi boylarında ve Hasankeyf Kalesi’nde rastlanır. Eskiden Hasankeyflilerin tamamı bu mağaralarda yaşamlarını devam ettirirken, 1965 yılından sonra yeni inşa edilen evlere taşınarak bu mağara evlerini terk etmişlerdir. Bugün ise bu mağaralar yerli ve yabancı turistlerin beğenisine sunulmuştur.

Yaban Hayatı

İlin yüksek ve sarp kesimlerinde dağ keçisi, geyik, kartal, doğan, atmaca ve baykuş gibi yaban hayvanları yaşamaktadır.